Düşüncelerin gizemini kaybettiği blog

Yazılmayanları yazan farklı bir figüran

Islıkla değişen hayatlar

Posted by Bay Bill on Kas-4-2010

Sıradan bir gün yine tpe’ye doğru hayli şizofren şekilde yürüyorum. kafamda bir sürü hikayeler kuruyor, güzel olanların giriş kısmını kağıda yazıyorum. Hafiften tırlatıyorum. Zaten bu yenimahalle yolunu kullanıpta tırlatmayan yok… Toprağından mıdır çiminden midir anlamadım gitti.

Bir liseli takılıyor gözüme. Tam benim lisedeki halim… Çantanın iki kolu da sıkı sıkıya ellerle tutulmuş. Aynı zamanda sırtta çanta, o kadar garantici bir kardeşimiz. Boyu 1.60 civarıdır. Bir arkadaşını gördü uzaklarda, lakin ıslık çalamadığından önce bir miktar heyecan yaptı, bir iki kere zıpladı sonra arkadaşına doğru koşturmaya başladı. Bir hussain bolt misali, hedefine doğru koşuyordu. Tek istediği arkadaşına yetişip başarıya giden bu yolu yalnız gitmemekti. Ben de bu tarihi an’a tanıklık ediyorum. Arkadaşına yetiştiğinde üst geçite gelmiştik. Arkadaşına arkadan koşarak yaklaştı ve elini omzuna attı, işte bu!
Sonuca ulaşmıştı. 20-30 metre fazla koşmasının nedeni bu güne kadar küçümsediğimiz ıslık yüzündendi. Ne hüzünlü!..

Ben de çalamıyorum ıslık. Mesela 10 metre ileriden geçen otobüs ya da dolmuşa en fazla el kaldırabiliyorum. Şanslıysam görüyor şöför, aksi halde bir sonraki vasıtayı bekliyorum. Oysa bizim otobüs ve dolmuş şöförlerimiz 100 metre uzaklıktaki ıslık sesini doğuştan gelen sensörleriyle algılıyor, bunu kendilerine olup olmadığını ayırt edip vasıtayı hareket ettiriyorlar.

Bir adam denk geldi bu akşam.
Otobüs giderken 30 metre geriden afili bir ıslık çaldı ve durdurdu otobüsü…

Ben olsam el kaldırırdım.
En fazla ” kaptannnnnnnnnnnnnn, reisssssss, ustaaaaaaaaaa, abiiiiiiiiii ” şeklinde seslenebilirdim. Oysa bu otobüse binemezsem statümü sker atardı. Keşke çalabilseydim şu ıslığı… Gitar kursu yerine açılsa bir ıslık kursu, gitmeyen ersin ne olsun!

Add A Comment