Düşüncelerin gizemini kaybettiği blog

Yazılmayanları yazan farklı bir figüran

Archive for the ‘Sosyal’ Category

Bir hoca gibi vaaz falan vermeyeceğimi herkes biliyor.
Herhangi bir bağnaz dindar gibi olayı dine de getirmeyeceğim. Lakin bu dini terim kullanmama engel değil.
89 yılında dünyaya geldim. 21 sene olmuş. Kendimi 6 yaşımda bilmeye başladım. Yaptığım eylemlerde mantık aradığım yıllar o zamanlardı. Flu olarak hatırlasam da o yıllarda da yeni yıla girerken haram mı, bizim bayramımız mı, neden kutluyoruz diye absürt muhabbetler dönerdi. Bunların yanında iyi şeyler olmaz mıydı?
Elbette olurdu. Küçükken televizyonda canlı şovlar olurdu. Gecenin ilerleyen saatlerinde ortamı şenlendiren dansözleri falan saymıyorum. Onlar bir üst noktaydı lakin biz tam olarak ekipmanların nasıl kullanılacağı hakkında bilgi sahibi değildik. Kayıp yıllar yani…

Yine bir yeni yıl geldi. Hristiyan nüfusun fazlalıkta olduğu bilumum ülkelerde güzel bir alışveriş trafiği var. Ülkemiz de bu olaya dahil olmaya çalışıyor. Tabi bizim işimiz bayramla değil daha ziyade yeni yıl ile…
Bir miktar sakin kafayla düşününce, aslında yeni yıllar bize hiç güzel şeyler getirmiyor. 70 milyonda 4-5 milli piyango talihlisini saymazsak…

Bizler yeni yıla mutlu mesut girerken, üst kademeler bu adamların mutluluğundan nasıl faydalanırız hesabı yapıyor. Ben çocuktum, yeni yıla girerken birçok şeye zam geçirirlerdi.
21 yaşımdayım daha katmerlenmiş bir şekilde zamı geçiriyorlar.
Yıllar geçti, hükümetler değişti lakin bu geçirme politikası bir türlü değişmedi.
Biz zengin olmayan bir ülkenin evlatları olarak yeni yıla girmeyi sevinçle karşılamıyoruz, üstümüze gelmeyin artık!
mutlu falan değiliz biz.
Bir gün sonra doğalgaza, elektriğe, suya, telefona ve bineceği otobüse daha fazla para verecek bir insan nasıl mutlu olabilir ki?

Bu arada…

Geçen sene yeni yıla girdiğimizde 7 üniversiteli arkadaşımız ” doğalgaz ” yüzünden evde ölü bulunmuştu. Bir tanesi Göztepeli kardeşimiz Özgür’dü. Yani yeni yıl bize hem Özgür hem de Diğer 6 arkadaşı için uğursuz gelmişti. Onları da anmış olalım.

Bu bir bilgilendirme değil, soru yazısı olacak. Yani bir soruyu sorup üzerine bir miktar da öteceğim.

Her tartışmada Türkiye’de yaşayan insanların %95′lik kısmının müslüman olduğu söylenir. Bu araştırılmış bir şey değil elbette, vakt-i zamanında bir büyüğümüz böyle demiş bu da dilden dile dolaşırken cümlelerde ritüel halini almış.
Meselenin gerçeğini öğrenmek epey zor. Ateist ve agnostik bireylerin son yıllarda arttığı, lakin nüfuslarındaki din ibaresini hâlâ değiştirmedikleri düşünülürse gerçekten içinden çıkılmaz bir durumdur.

Bunlar pek mühim değil, kurban bayramı geliyor. Herkes yine öyle ya da böyle kurbanını kesecek. Kimisi yine kızgın hayvanları kaçıracak, kimisi sakinleştiriciyle hayvanı durduracak, kimi kasap hayvanı keserken kendini kesecek, kimi kesimler yarım kalacak, kimisi duayı eksik okuyacak falan falan…

Kurban bayramı sırasında sıkça duyduğumuz bir cümle varsa o da ” islami usullere göre kesim ” dir. Çocukluğuma dair hatırladığım en net şeylerden biri. Her bayramda kafamıza kakarlardı. Sadece o değil son günlerde cinselliğin de islami usulü tartışılıyor. İslam hayatımızın her yerinde.

İşte buradan yola çıkarak her gün birçok insanla aynı parayı verdiğim otobüste neden ayakta gidiyorum diye sorguluyorum. Otobüsü benden çok kullanan bireyler benimle aynı parayı veriyor ve konforlu gidiyor. Tabi bu işin mübalağa ile göze sokulmuş yönü… Ben artık islami usullere göre, herkesin eşit olduğu, herkesin rahat rahat taşındığı bir taşımacılık sektörü icat edilsin istiyorum. Ya da şöyle bir soru soruyorum, biz islami usullere göre taşınıyor muyuz?

Hayır, biz insanız o yüzden soruyorum.

Bazen diyorlar ki ” bay bill, bize kızları tavlamak için en gerekli şeyi söylesene… ” bir de sonraki ” e ” harfini uzatanlar var ki tam facia…

Kızları kolay yoldan tavlamak diye bir şey yoktur. ( şu an normal bir kızdan bahsediyorum ) Bir kız tavlamak istiyorsanız mesai harcamanız gerekmektedir. Ona iltifat etsem nasıl olur, diyor bazı yeni yetme çapkınlar, elbette olmaz… Kızları tek tip birer organizma gibi düşünüp hareket edemezsin, öncelikle hedefin hakkında belgeler toplamalısın, bu belgeleri ince eleyip sık dokuyarak işe yarar hale getirmelisin, ardından da atacağın adımlar için bir sahil kenarında kahve içerek plan kurmalısın…

Örnek ver bay bill diyorsanız, işte size basit bir örnek…

Eğer bir kız ciddi anlamda ezik duruyorsa bu kızı daha fazla ezmeniz onu kaybettirir. Kızımız yüksek ihtimal tipinden memnun değildir. Bunun için yapmanız gereken tek şey, vücudunda kötü görünen bir yeri övmek olacaktır. Tabi vurguları iyi yapmak şartıyla… Vurgularda ironi sezilirse kızı kaybedersiniz… Kızın burnu mu yamuk hemen burnuyla ilgili güzel bir şey üreterek ona gidebilir, gönlünü alabilirsiniz… Genelde beğenmedikleri şeyler vücutları ya da burunları olur. Gözleri renkli olsun diye çırpınanlar da vardır. Sözde av, özde gönlümüzü kaptırdığımız kız, gözlerini beğenmiyorsa basit bir klişe ile yola çıkabilirsiniz…

Laf arasında söyleyeceğiniz “gözlerin çok güzel bakıyor” cümlesi kızı size mıknatıs gibi çekecektir. Tabi kız bunun ironi olmadığını anlamak için birkaç soru soracaktır, onları iyi şekilde atlatmanız gerekiyor. Yine genele göre bu soru şöyle gelir ” gözlerim hiç güzel değil ki ” ya da ” he he ” diyerek dalga geçmenizin onu psikolojik olarak etkilemediğini belirtecektir. Siz bu konuda ısrarcı olun, sonuca ulaşırsınız…

Şimdilik bu kadar genç bay bill’ler, görüşmek üzere…

Milenyum’da sosyallik…

Posted by Bay Bill on Nis-2-2010

Sonu olmayan bir olgu olan ” sosyallik ” nerede, nasıl, ne kadar kullanılmalıdır?

2000′de milenyum’a girileceği söylendi, ne kadar girdik bilemiyorum. Gözlemleyebildiklerim 2000′den bu yana teknoloji açısından devrimler yaşandığıdır. İnsanları asosyal birer varlık yapan teknoloji, her dakika biraz daha gelişip insanın sosyalliğini biraz daha elinden alır oldu. Böylece insanlar sosyal ve asosyal olarak iki kısma ayrıldı. Bir tarafta sosyal ancak teknolojik bilgisi yetersiz bireyler, diğer yanda asosyal ama teknolojik birikimi yüksek, geleceğin yükselen devi teknoloji hakkında bir sürü uğraş veren bireyler…

İkisi de marazi olmakla beraber gittikçe radikalleşmektedir.

Üç gün önce bir engelliler okulunun önünden geçiyordum, bir grup çocuğun koşturarak oynadığı yakalamaç oyununu, diğer yanda voleybol oynayan sözde engelli çocukları gördüm. Şimdilerin internet kurdu olarak görülen ufaklıklar, engelsiz diye görülmelerine rağmen gün içinde ne kadar az sosyal ilişkide bulunuyorlar, öyle değil mi?

Peki ya bu çocukları bu konuda uyarmayan ebeveynlere ne demeli?

Tüm gününü internet başında geçiren bireyler, bana göre gerçek engellilerimizdir. Engelleri aşmak için sosyal işler önerilmeli ve desteklenmeli…

Sen de gül ” çirkin kız “

Posted by Bay Bill on Mar-21-2010

Tüm adaletsizliğe rağmen göster dişlerini… Çirkin olsalar da önemli olan beynin hükmüdür. Elinde olmayan değişkenler korkutmasın seni, sen ki iç güzelliğin simgesi…
Nerde olduğun pek önemli değil, hayata geride başlamak senin suçun da değildi zaten…
Doğduğunda yazılmış olan kaderi yaşamak üzere görevlendirilmiş bir piyonsun sadece
Veyahut kendi hayatını yaşamak için kadere karşı gelen bir vezir
Aslında buna karar veren sensin…
Metro’da gördüğün küçük sarışın çocuğu severken, onun yaptığı hareketlere gülerken ne kadar da güzeldin…
Seni çirkin diye yaftalayanlara inat biçimsiz dişlerini göstermek suretiyle içten gülüşün, ne kadar da güzeldi.
Şekilciliğe karşı içtenlikle verdiğin o ders ne kadar da faydalıydı, öyle değil mi?
Seni tanımayı kendilerine artı olarak görmeyen insanların durumudur vahim olan…
Bu güzellikten kendilerini mahrum bırakan bir grup mazohist’in ne düşündüğü müdür önemli olan?
Çık sokağa ve beğendiğin her şeye, sevdiğin herkese gülümse..
İnsanlara fikirlerinin ne kadar sakat olduğunu göster bir kez daha
Senin için o kadar güzel ki dışın gölgeleyemiyor onu, bunu göster insanlara…

Haydi, gülümse ” çirkin kız ”