Düşüncelerin gizemini kaybettiği blog

Yazılmayanları yazan farklı bir figüran

Son günlerde sıkça karşılaştığım problemdir. Uzun yıllardır yazmak, yazılanları da yorumlamak güzel şey ancak blog kültürünün makale yazımı konusunda insanı körelttiğini düşünüyorum. Özellikle kompozisyon derslerinde dayatılan ” giriş, gelişme, sonuç ” bölümü için makaleciler sıkça zorluk çekmektedirler. Elbette kompozisyon derslerindeki kadar keskin bir giriş gelişme sonuç beklemiyoruz makalelerden..

Makale yazarken olayı 3. şahısmış gibi anlatmak gerekiyor. Bu da dolaylı olarak bazı kelimelerin kullanımına ket vuruyor. Bir de eklere ekstra önem göstermeniz gerekiyor ki çok uzun zamanınızı alıyor. Bazen bir kelime için bütün bir cümleyi değiştirmeniz, bu cümleye bağlı olarak da bütün bir paragrafı değiştirmeniz gerekiyor. Bu yüzdendir ki blog yazımını biraz seyrek hale getirdim. En nihayetinde belgeli ve düşünceli makaleler çok daha fazla ilgi çekmekte, kişinin ” entelektüel ” bilgisini daha net göstermektedir.

Elbette ki blog tutup bizler gibi günlük olayları yazmayanlar da vardır, onları tenzih ederim. Günlük tarzı tuttuğumuz bu blogların gün gelip birer bilgi kaynağı haline dönmesi, veritabanındaki her bilginin gelecekte rehber olması yazarı sevindirecektir.

Şu sıralar ” joseph fouche ” nedeniyle fransız devrimi üzerine bir şeyler karalamaktayım. Fransız devrimi hakkında kaynak bulmak, bu kaynakları birbiriyle karşılaştırmak oldukça zor oluyor.

Küçük bir anekdot vermek gerekirse ” marie antoinette ” nin üzerine yıkılan ve saçma da olsa fransız ihtilalinin başlangıcı olarak kabul kabul edilen ” ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler ” lafı hakkında somut bir kanıt yok… Henüz böylesi bir bilgiye rastlamadım. Demem o ki sevgili dostlar, tarih kitapları, ya da sözümona aydınlar o kadar da ” bilgi saçan ” konumda değiller.

  1. oslem Said,

    Mimlendin Bay Bill
    http://eylulozlemi.blogspot.com/2010/09/ben-blogum-ve-mim.html
    Kolay gele :)

Add A Comment