Ankara’da yaşayan, sıradan olmayan bir üniversite öğrencisiyim. Öğrenci evi adı altında iki kan bağı olmayan erkeğin aynı çatı altında birleştiği minik bir evde yaşamaktayım. Eve kız geleceği zaman çeşitli isteklerle ev arkadaşımızı evden kovduğumuz o naif öğrenci evlerinden birine konuk edeceğim sizleri… Bu, uzun soluklu güzel bir blog çalışması olacak ve büyük kitlelere ulaşacaktır.
Gelelim eski sevgilime…
Kendisinin nereli olduğu pek önemli değil, öğrenci olduğunun bilinmesi yeterlidir. Aynı şehirden olmadığımız için Ankara’ya geldiği vakitlerde adresi bizim evimiz olmaktaydı. Bu hikayenin ana kahramanlarından biri olacağı için ona bir isim atamak gerekecektir. Bu kibirli kızın adı ” bayan kibir ” olsun…
Bayan kibir, Ankara’ya geldiği zamanlar bizde kalırdı. ( sokakta kalmasından iyidir )
Aynı evde kalmanın getirdiği paylaşımcılıktan ötürü; odamı, yatağımı, eşyalarımı, bir tas yemeğimi de kendisiyle paylaşırdım.
Yemek yapmaktan kısmen anlayan yapısıyla beni cezbedememişti. Bayan kibir’in en iyi özelliği, kendini çok iyi pazarlamasıydı. Bir şeyi iyi yapamasa da anlatımı o kadar kuvvetliydi ki karşısındakini o konuda rahatlıkla ikna edebilirdi.
Ankara’da sifon sistemi diğer illere göre biraz değişiktir. Efendim şöyle ki; Genelde sifon çekilir ve bırakılır, o kendi kendine boşaltım ve dolum işlemlerini yapmaktadır. Ankara’da ise bir vana yardımıyla su açılır ve kapatılır. İşte bu sistemden faydalanma taraftarı olan bayan kibir tuvalete girdiği her vakit ilk iş olarak bu vana’yı açardı. Nedeni basit; Sıçarken çıkardığı o enteresan sesler dışarı duyulmasın ve güçlü karizması yamulmasın… Gerçekte sıçtığını herkes bilse de böyle bir psikolojik rahatlama gereği duyan bayan kibir, ardından hiçbir şey olmamış gibi odaya gelir ıslak ellerini üstüne silerek, bakınız ne kadar temizim havasını ortama yayardı.
Demem o ki ne kadar düzgün bir adam olsam da sıçmayan ideal sevgiliyi henüz bulamadığım için üzüldüğümü sanan bayan kibir, her sıçıştan sonra biraz daha karizma olarak bitik gözüküyordu. İlk hikaye bayan kibir’in sıçtığını anlatmaktadır. Burdan da anlaşılmalı ki ben ve bayan kibir’de sizler gibi insanız…
[...] Bayan kibir – 2 Posted by Bay Bill on Mar-27-2010 Bayan kibir’in hikayesi ile ilgili ilk yazıya buradan ulaşabilirsiniz… [...]
O son paragrafla ilgili yakın bi arkadaşımın sözü vardı, okur okumaz aklıma geldi, söylemeden geçmiim. Belki rastlamışsındır face’e Besinlerin Oksitlenmiş Kalıntısı diye bi video vardı o videodan sonra söylemişti. G…(sevgilisi olan şahsiyet) bile sıçıyo ama onunki pembe
Çok ilginç bir yazı olmuş. Fakat Bay Bill,atladığınız bir nokta var. Her tuvalete girdiğinde dışkı çıkarıyorsa muhtemelen sağlıklı,hatta sürekli bu işlemi yaptığı için kilo almayan,düzgün bir vücuda sahip bir kişi. Dışkı çıkarmayan birini arıyorsunuz kanımca ya da tuvalete girdiğinde sifon çekmeyecek kadar temizlik anlayışına sahip olan birisini. Emin olun bu insanı bulduğunuzda çok normal biri olacak!
Yeni birini bulamadığınız için üzüldüğünüzü düşünüyor sanırım,pek de haksız değil kanımca. Eğer onu gerçekten unutmuş ve gerçekten sevmiş olsaydınız,şu an egonuzu tatmin ettiğiniz ‘aaa bak ben seni unuttum,yaşadığımız herşeyi unuttum ve şu an sana sallıyorum bile’ başlıklı olması gereken yazıyı okumuyor olurduk.
Paylaşmak istedim
Sağlık yalnızca vücudun günlük ihtiyaçlarını gidermesiyle paralel şekilde ilerleseydi birçok zararlı hastalığı kafamıza takmazdık. Bunun yanında sağlığı yalnızca bedenin düzgün çalışması olarak ele alamayız, bir de beynin düzgün çalışması gerekir ki bu gayet önemli bir noktadır. Vücudunun güzelliği hakkında yorum yapma gereği bile duymuyorum, kişi kendini aynaya baktığında beğeniyorsa bana pek bir şey düşmeyecektir. Yazıyı nasıl bir ruh haliyle okudunuz bilemiyorum ancak ben tuvalete girince sifonu çekmesin demedim, tuvalette geçirdiği süre boyunca sifon açık kalmasın dedim, lütfen yorum yapmadan önce yazılanları anlayalım nitekim yorum bir şeyin değerlendirmesi olarak tanımlanır. Yeni birilerini bulup bunu bloga yazdığımı görmesini isterdim. ( yoksa gördü mü? )
İlk sayfanın altında bulunan yazıları okumasını isterdim, nitekim bunlar çok önceden yine eski sevgililerimi tanımladığım yazılardır ve bayan kibir gibi onların da yaptıkları saçmalıklar belirtilmiştir, siz okuyup onun yerine üzülebilirsiniz.
Onu gerçekten unutmuş olduğum için yazılıyor bunlar, yoksa gider onu arardım ya da bloguna falan bakardım, facebook profiline girerdim falan, anlatabiliyorum umarım?
” gerçekten unutmuş ve gerçekten sevmiş ” kavramlarının aynı cümlede kullanılması garip geldi, acaba ironi mi denediniz, ha?
ha yine de merak ettiysen evet, gerçekten sevmemişim ve ciddi anlamda alışkanlık yapmışım, neyse ki yeni sevgili bulunca eskidan kalan boşluklar doluyor.
Add A Comment