Kurtuluş savaşı yapmış olan, geçmişte yiğit / mert insanlar yetiştiren verimli topraktır bahsettiğim ülke…
Kendi içinde defalarca bölünmüş ama yıkılmamış bir ülkedir.
Birçok niteliği olan lideririn peşinden gitmiş, ona koşulsuz bağlanmış insanları olan şu güzel topraklar…
Sol – Sağ demişler, olmamış!
Tarikat, şeyh, şeriat demişler ” ı ıh ” yıkılmamış…
Türk – Kürt demişler, kardeşiz diye yanıt almışlar…
Denemişler denemişler olmamış…
Burada bir gerçeği paylaşmak gerekirse her deneme bir şeyler almış bu topraklardan, bir değerini yitirmiş bu güzel insanlar…
Yıkılmamış ama yaralanmış diyebiliriz kısaca…
2010 yılına gelinmiş, halkta garip bir kutuplaşma…
Dayatılan şeyler tek işe yaramayınca hepsini birlikte yüklemişler bu güzel insanlara…
Türk – Kürt bir yandan, Şeriat – Tarikat diğer yandan…
Bu da olmazsa ne mi olacak, bunlara sol – sağ ekleyecekler…
Aslında sol ve sağ bir yerinden bağlı bu ikiliye… En nihayetinde sol, kürtler hakkında çeşitli tezler ortaya atmakta…
Türkler ve Kürtler hâlâ beraber maça gidebilmektedir, orası ayrı…
2010 yılı, demetevler’den yenimahalle’ye gidiyor ankara metrosu…
Bir teyze, hararetli şekilde konuşuyor. Tahminen 70′li yaşlarda…
Öylesine akıcı konuşuyor ki genç yaşımda utanıyorum, ezilip büzülüyorum içimde…
Uzaktan uzağa dinliyorum dediklerini, yeri değil belki bu konuşmların ama yine de tüm vagonlar ona kilitlenmiş…
Bir genç, 19-20 yaşında…
Elini Teyze’nin olduğu yana çevirmiş, o görmeden gülüyor aklı sıra…
İlk okulda öğretilmemiş saygı, suçlamayın hemen yavrucağı…
Bir genç kız da eşlik ediyor o gence…
Ülke meseleleri hakkında konuşan, kimine göre bir ayağı çukurda kadın çırpınıyor, babasından ona kalan miras için…
Öyle ya da böyle, bir şeyler anlatmaya çalışıyor bu tepkisizlere…
Siyaset yaptığını falan sanmayın, tarih düdüğünü öttürüyor teyze…
Yenimahalle durağına geliyor tren ve duruyor.
O anda Teyze’ye sesleniyor uzaklardan birisi “yeter artık kardeşim, seni dinlemek zorunda mıyız” diye…
Değilsin be abim, vallaha değilsin…
O gülen kardeşim de değil…
O gülen kız hiç değil…
Vatanı sevmek bir gönül işidir, büyüğe saygı ise kültür ile alakalı bir konudur.
Öğretmemişlerdir, bundan hoşlanmam ama saygı duyarım.
70 yaşında kadına teyze dersin ama senin namusun hakkında konuşmaktadır, öyle kolay gösterme hele ki öyle kolay verme der bu muhterem teyze, haksızsın be teyze…
Senin baban öldü, babanın sana bıraktığı bir namus vardır, ya bu babalar, bunlar çocuklarına ne bırakacaklar?
Boşver be teyze, ben anladım seni…
Respect…
( pardon, daha tam satılmamıştık, alıştırma olsun diye ” respect ” dedim, hadi bakalım… )

